Yapı Kredi Yayınları Yürümek: Evet - Thomas Bernhard, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Normal Boy Ciltli Eser Yürümek: Evet - Thomas Bernhard — insanın umutsuz durumlarını derinlemesine irdeleyen, felsefi ve edebi bir yolculuk sunan bir eser. Bu kitap, yazarın düşünme ve yürüme kavramlarını bir araya getirerek, yaşamın zorluklarıyla yüzleşme hikayesini anlatıyor. ✨ Özellikler: - ✅ İki önemli eser bir arada — Yürümek (1971) ve Evet (1978) ile derin bir okuma deneyimi. - Modern klasikler arasında — Thomas Bernhard'ın edebi mirasını keşfetme fırsatı. - Çarpıcı kapak tasarımı — görsel olarak da dikkat çekici bir eser. Felsefi düşüncelere ilgi duyan ve edebiyatın derinliklerine inmek isteyen okurlar için ideal bir seçim. Bu kitap, yalnızca bir okuma değil, aynı zamanda bir düşünme eylemi sunuyor. Bir insanı umutsuz bir durumda gözlemliyoruz, durumun umutsuz olduğunu biliyoruz ve umutsuz durum kavramını da biliyoruz, ama bu insanın umutsuz durumuna karşı hiçbir şey yapmıyoruz, çünkü bu insanın umutsuz durumuna karşı bir şey yapamayız, çünkü biz kelimenin tam anlamıyla böyle bir insanın umutsuz durumu karşında aciziz, oysa böyle bir insanın ve onun umutsuz durumu karşısında aciz olmamak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz, diyor Oehler. (Yürümek) Thomas Bernhard’dan iki çetin anlatı birarada: Yürümek (1971), Evet (1978). Thomas Bernhard, Yürümek’te, “yürüme” ve “düşünme” kavramlarının birlikteliğini yazınsal bir birliktelikle, düşünmenin ve yürümenin içiçe geçen ritmiyle kurgularken, anlatının bütününde tekrarın sınırları zorlayan vurgusunu kullanarak, tekdüzeliğe sıkışmış, olağanüstülüğü ve dehayı boğan yaşam karşısındaki çaresizliği, bir insanın delirmesinin bütün kişisel temeline karşın kaçınılmaz bir sona işaret edişiyle kesiştiriyor. Evet anlatısında hem yazar hem okur yine “felaket”le yüzleşirken, ben-anlatıcının süreklilik halini alan bunalımdan kurtulma uğraşı bir insanın kendini feda etme hikâyesi ile kesişiyor. Varoluşun ele geçirilmesi girişiminin, yürümek-düşünmek, felsefe-müzik birliktelikleri ile akıl hastalığına dayanma sınırına varmaktan kurtulamadığı, rastlantıdan öte felaket bir dünyanın felaket doğurduğu gerçeği buz gibi yüzümüze vuruluyor!