Kelimeler Şehri Alberto Manguel, Massey Konferansı sunumunun kitaplaştırıldığı Kelimeler Şehri’nde, dünya üzerinde bir arada yaşamamızın nasıl mümkün olacağını sorguluyor ve toplumlar arasındaki giderek artan tahammülsüzlüğe edebiyat cephesinden yaklaşarak, sorusunun cevabını toplum mühendisleri yerine yazarlar, şairler, sanatçılar ve “hikâyelerin” verebileceğini söylüyor. Hikâyeler insanlığın ortak değerleridir ve dil, din, ırk ayrımlarından etkilenmeden herkesi insani bir paydada birleştirirler. Manguel’e göre, insanlık hallerini daha iyi kavramanın yolu, Gılgamış’tan Don Quijote’ye, Babil Kulesi’nden HAL’in dijital ekranına, bütün insanlığa mal olan kült hikâyelerle efsaneleri araştırmakta yatıyor. Toplumlar arasında her geçen gün artan hoşgörüsüzlük konusunda sürekli yeni fikirler ileri sürülüyor. Alberto Manguel, Kelimeler Şehri isimli kitabında, dünya üzerinde bir arada yaşamanın nasıl mümkün olacağını, bir edebiyatçı olarak sorguluyor. Doğal olarak; doğru cevabı yazarların, şairlerin, sanatçıların ve bilhassa “hikâyelerin” verebileceğini söylüyor. Örneğin Alman yazar Alfred Döblin, Almanya’dan kaçtıktan sonra bir mektubunda, “bir ülkeden diğerine kaçmak, bildiğin her şeyi, seni besleyen her şeyi kaybetmek, her zanan kaçar halde olmak, güçlü olduğun halde dilenci olmaktır,” sözleriyle kendini nitelendirirken, bir taraftan da bundan kurtuluşun yine “yazma güdüsüne teslim olmakta” yattığını dile getiriyordu. Manguel de bu çözüm yolundan hareketle; halihazırdaki durumu iyi kavramanın ve asıl çözümü bulmanın en iyi yolunun Gılgamış’ta, Don Quijote’de, Kafka’da ve diğer edebiyatçılarda veya onların eserlerinde yer aldığını dile getiriyor. Kim bilir belki gerçekten kalem kılıçtan keskindir! Çağlayan Çevik Bir Paragraf